6 Mart 2015 - 08:54
Türkiye'nin Suriye olaylarındaki yıkıcı rolü

Rusya Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Nikolai Patrushev, Batı'nın İslam dünyasını karıştırmak, Rusya ve Çin'in gücünü kırmak için çaba sarf ettiğini bildirdi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Amerika'nın IŞİD teröristlerinin ortaya çıkışındaki rolünün ifşa olması karşısında bazı ülke yetkilileri teröristlerin Amerika tarafından “iyi” ve “kötü” olarak sınıflandırılmasına şiddetle karşı çıktı.

Rusya Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Nikolai Patrushev, Beyazsaray'ın dar görüşlü siyasetinin IŞİD terör örgütünün ortaya çıkmasıyla sonuçlandığını söyledi.

Patrushev, Rusya'nın teröristlerin kötü ve iyi (Amerikalıların ve müttefiklerinin “ılımlı” muhaliflere verdikleri isim) olarak sınıflandırılmasına karşı olduğunu açıkladı. Terörizmle mücadelede uluslar arası anlaşmalar ve kanunlar ile BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyulmasının zorunluluğuna dikkat çekerek, ABD terörizmle mücadelede hâlâ iki yönlü kriterlerden faydalanıyor, öyle ki asla IŞİD terör örgütünün yok edilmesinde, Suriye yönetimine yönelik baskıları azaltacağı korkusuyla acele etmediğinin altını çizdi.

Amerika son olarak, kendi kriterleri doğrultusunda “ılımlı” olarak gördüğü 1200 teröristi, belirlediği program çerçevesinde Amerika'nın çıkarları doğrultusunda hareket eden müttefikleri kanalıyla eğitip, silahlandırarak, bölgedeki uşaklarıyla beraber Suriye'deki teröristleri destekleme noktasındaki inatlarını devam ettirmek istemektedir.

Patrushev bu konuda şunları söyledi: “IŞİD teröristlerine Suriye'ye komşu olan ülkelerde bu ülkenin istikrarını yerle bir etmek amacıyla  özel eğitim verilmesi, bölgede yeni bir terör ahtapotunun ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştır ve bu terörist grubun kökleri Amerika ve Batılı ülkelerin Irak'a saldırdığı zamana dayanmaktadır.” Patrushev, çekirdek kadronun el-Kaide terör örgütünce oluşturulduğu ve ondan sonra bazı aşırı düşüncelere sahip grupların  ve gizli faaliyetlerini sürdüren Saddam rejimine bağlı komutanlar ve Baasçıların da bu çekirdek kadroya katılımıyla şekillendiğine inandığını açıkladı.

Rusya Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Nikolai Patrushev, farklı değerlendirmelere göre, IŞİD terör örgütünün 90 bin km karelik bir alanda hakimiyet kurduğunu hatırlattı. IŞİD'in ve terörist grupların Libya'ya hakim olmalarından ve toplu infazların başlamasından duydukları endişeyi de dile getiren Patrushev, “Bu terörist grupların faaliyetlerini dünyanın diğer bölgelerinde görmek pek uzak bir ihtimal değildir” dedi.  Rus yetkili, IŞİD terör gruplarının Kuzey Kafkasya bölgesindeki savaşçılarla temasa geçtiğini, elde edilen istihbarat bilgileri doğrultusunda gelecekle ilgili planların Federal Rusya'nın güvenliğini arttırma ve milli menfaatlerini savunma ağırlıklı oluşturulduğunu, ayrıca Batı'nın İslam dünyasını karıştırmak, Rusya ve Çin'in gücünü kırmak için çaba sarf ettiğini bildirdi.

Patrushev, dış güçlerin çıkarları doğrultusunda bazı Ortadoğu ülkelerine karşı bu terörist grupların bir takım girişimlerde bulunmasının, bunun için de silahlı grupların ve aşırıcıların, ekonomik olarak desteklenmesinin uzak bir ihtimal olmadığını söyledi.

Rusya'nın bu tür "renkli" devrimlere karşı nasıl cevap vermesi gerektiğini bildiğini ve bunun için geçtiğimiz on yılda ülke güvenliğinin korunması, terörizm ve aşırıcılıkla mücadele çerçevesinde kanunlar çıkardığını beyan eden Patrushev, Amerika'nın Rusya'ya ekonomik yaptırımlar uygulamasındaki amacın, Rus vatandaşlarını geçim sıkıntısına düşürmeye çalışarak, huzursuzluk ve memnuniyetsizlik oluşturmak olduğunu iddia etti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov da Amerikalı mevkidaşı John Kery ile yaptığı görüşmede, IŞİD'e karşı oluşturulduğu iddia edilen uluslar arası koalisyonun, Suriye silahlı kuvvetleriyle işbirliği yapması gerekliliğine vurgu yaptı.

"IŞİD'in yok edilmesi Rusya, İran ve Suriye işbirliği olmadan mümkün değildir"

Çek Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı General Petr Pavel, IŞİD terör örgütünün Rusya, İran ve Suriye işbirliği olmadan yok edilmesinin imkânsız olduğunu söyledi.

Çek Cumhurbaşkanı da IŞİD terör örgütünün bütün Avrupa ülkeleri için ortak tehlike oluşturduğunu, IŞİD propagandası yapan kimselerin fikri açıdan 14. yüzyılda kalmalarına rağmen bugün internet gibi iletişim imkânlarına sahip olmaları da büyük bir tehlike arz ettiğini söyledi.

Türkiye'nin Suriye olaylarındaki yıkıcı rolü

Lübnan dışişleri eski bakanı, Türkiye'nin Suriye krizindeki tutumuna işaret ederek, krizin başlamasından bir kaç ay sonra, muhalefet diye adlandırılan gruplara Antalya şehrinde ev sahipliği yaptığını, Suriye krizinde Amerika'nın tutumunun da 98 gün geçtikten sonra Amerikan Kongresi'nde Suriye'deki durumu ele alan "Suriye, İran ve gelecekte atılacak adımlar" konulu toplantı düzenlenmesi ve burada muhaliflerin desteklenmesi, silahlandırılması ve Amerikan menfaatleri için tehdit olan Suriye'deki rejim değişikliği için ekonomik ambargoların uygulamaya geçirilmesinin yollarının aranması kararının alınmasıyla ortaya çıktığını vurguladı.

Lübnan dış işleri eski bakanı, Suriye krizi konusunda Arap Birliği'nin de olumsuz rolünden bahsederek bu konuda düşmanca kararlar alındığını, bunlardan Suriye'nin Arap Birliği üyeliğinin askıya alınmasına işaretle, Batı'nın siyasetlerini icra etme fonksiyonunu üstlendiğini hatırlatarak, 2013 yılının başlangıcını Suriye için her şeyin bittiği zaman olarak niteledi.

Adnan Mansur, Arap Birliği'nin Suriye'deki durumu konuşmak için elli altı kez toplandığını ama bunu Suriye'yi sevdikleri için değil, aksine dış güçlerin emirlerini yerine getirip daha fazla baskı yapmak için olduğunu söyleyerek, neden Gazze ve Filistin için bu tür toplantılar düzenlenmediği sorusunu sordu. Ayrıca bazı Arap ülkelerinin Suriye'de rejimi değiştirmek için saldırgan niyetlerini aşikar edip, sınırlarını teröristlerin ve silahların geçişine açtıklarını, bugün Suriye'de olanların bütün Arap ülkeleri için önem taşıdığını, herkesin terörizm tehlikesinden emanda olduğunu düşündüğünü, ancak kesinlikle er ya da geç teröre esir düşeceklerini söyledi.

Tasnimnews'den çev. Muaz Pazarbaşı